Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkan Yardımcısı – Gaziantep Milletvekili Sayın Prof. Dr. E. Semih YALÇIN’ın Başbakan Erdoğan’ın palavracılığı hakkında yapmış olduğu yazılı basın açıklaması. 5 Mart 2014
Ana SayfaAna Sayfa  

Kadrolar

Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkan Yardımcısı – Gaziantep Milletvekili
Sayın Prof. Dr. E. Semih YALÇIN’ın Başbakan Erdoğan’ın palavracılığı
hakkında yapmış olduğu yazılı basın açıklaması.
5 Mart 2014

 

Başbakan Erdoğan yerel seçimler yaklaşırken yine milliyetçilikten nemalanma çabası içine girmiştir. “MHP laf milliyetçiliği yapıyor. Biz laf milliyetçiliği değil, icraat milliyetçiliği yapıyoruz.” diyen Başbakan, öylesine desteksiz atmaktadır ki değme palavracı avcılar parmak ısırmaktadır. Erdoğan, Fransız yazar Alphonse Daudet’nin roman kahramanı “Tarascon’lu Palavracı” tiplemesinden farksızdır.

Romana göre Daudet’in palavracısı Afrika'ya aslan avlamaya gider, ancak bir türlü başarılı olamaz. Fransa'ya dönerken, rezil olmamak için yaşlı ve kör bir aslanı bir dilenciden satın alır ve öldürüp ülkesine döner. Sonra da sahte safarisini ballandıra ballandıra anlatır. AKP’nin baş palavracısının milliyetçilikle övünürken sarfettiği sözlerde, Tarascon’lu palavracınınkilere benzemektedir.

Milliyetçilik için önce bir millete mensubiyet şuuru taşımak ve onun bekası için çalışmak gereklidir. Ayrıca ferdi olmakla övünülecek bu milletin bir adının da olması gerekir. Erdoğan’ın ağzından millet kelimesiyle birlikte herhangi bir adın telaffuzu duyulmamıştır. Başbakan Erdoğan, buna karşılık ayrılıkçılığı teşvik ve tahrik edecek şekilde bol miktarda etnik isim sayarak Türk milletini 36’ya bölmeye kalkışmış, 11 yıldır sicilli Türk düşmanı unvanını kimselere bırakmamıştır. Başbakanlık koltuğunda bulunduğu sürede Türk milletinin bütün değerlerini çiğnemiş, PKK’lı teröristlereve meclisteki kravatlı temsilcilerine Türk toprakları üzerinde uydu devlet kurmaları için her türlü kolaylığı sağlamıştır.

Sırf istismar için “Gazi Mustafa Kemal” dediği Atatürk’ün “Ne mutlu Türk’üm diyene!” şeklindeki veciz sözünü yazılı bulunduğu her yerden sildirmiş, Türk adını devlet kurumlarından kaldırmıştır. Erdoğan’ın milliyetçilik taslaması, ayyaşın “Ben, ömründe ağzıma içki koymadım.” demesi gibidir. Türk egemenliğine düşman kesilmiş bir Başbakan’ın milliyetçilikten söz etmesi ve bununla övünmesi züldür.

Başbakan son günlerdeki konuşmalarında MHP’yi, ana muhalefet partisi CHP’yi ve kanlısı Gülen cemaatini birlikte hedefe koymaktadır. Aklınca bir taşla üç kuş vurmak niyetindeki Erdoğan’ın bu taktiği de avcılık palavralarından mülhemdir. 

Erdoğan’ın yalancılığı artık huy edindiğinin son delili, 2011’deki kaset komplolarıyla ilgili ifadeleridir. O dönemi hatırlatarak daha fazla kasetin yayınlanmasına engel olduğunu söyleyen Başbakan Erdoğan, “Bunun bizim ne inancımızda ne ahlakımızda yeri var.”diyerek vebalden sıyrılmaya çalışmaktadır. Oysa 2011 seçimlerinde kaset komplosunu en çok kullanan siyasetçi olarak kayıtlara geçmiştir.2011 seçimleri öncesinde MHP kaset komplosuyla karşı karşıya kaldığında mahalle dedikoducularına bile pes dedirtecek bir utanmazlıkla meydan meydan gezip “Bunlar şöyle yapmışlar. Ortaya çıkan çirkin kasetler şöyle…” diyerek kaset komplosunu diline dolamıştır. En küçük arlanma ve yüz kızarması belirtisi vermeden her yerde bu konuyu gündeme getirmiştir. O zaman ahlakı ve terbiyeyi oy uğruna ayaklar altına almaktan çekinmeyen Başbakan, bugün sureti haktan görünme çabasındadır. Oysa kendi ailesine kadar uzanan yolsuzluk ve hırsızlık iddialarının üzerini örtmek için akla ziyan bir pişkinlikle yasa değiştirmiş, Bakan azletmiş, yargıyı zapturapt altına almıştır.

Başbakan Erdoğan; insafı, izanı, Allah korkusunu öylesine terk etmiştir ki 1999 Marmara depreminde yaşananlarla 2011 Van depreminde yaşananları çıkarcı mantıkla mukayese edebilmektedir. Erdoğan, doğal afetin acılarından siyasi menfaat temin etmeye tenezzül edecek kadar küçülebilmektedir.

“Eden bulur.” hakikati, sonunda Erdoğan’ın çelişkilerle dolu siyasi hayatını bitirecek bir yafta olarak sırtına yapışmıştır. Dün büyük bir keyifle muhalefet partilerini kasetler üzerinden vuran Erdoğan; bugün, 17 Aralık tapeleri ve ses kayıtlarının ağırlığı altında ezilmektedir. Başbakan, Erdoğan 17 Aralık’tan bu yana yatağında rahat uykuya hasrettir. Çünkü yakın çevresindeki kan emicileri korumak, yaşadığı saltanatı muhafaza etmek ve rakiplerine enselenmemek için yedi gün yirmi dört saat “cadı avı”ndadır. Ama artık ortada ne kör aslan, ne de onu satın alacak dilenci kalmıştır.

Ancak şeytan azapta gerektir. Özellikle MHP hakkında söylediği yalanların attığı iftiraların, bir Müslüman’a yakışmayan aşağılama ve karalamaların hesabını teker teker verecektir. MHP camiası ilahi adalete gönülden inanmaktadır. Erdoğan’ın MHP camiası hakkında söyledikleri ve ürettikleri fitil fitil burnundan gelecek, son pişmanlık ise fayda etmeyecektir.

Ekvatoru üç kez dolanacak kadar yalan üreten palavracı Erdoğan’a bir tiyatro repliğiyle sesleniyoruz:

Atma Recep, din kardeşiyiz!